AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
EN SON PAYLAŞILAN KONULAR
Konu Yazan GöndermeTarihi
Perş. Ekim 11, 2012 2:53 pm
Çarş. Ağus. 03, 2011 5:22 am
Paz Tem. 31, 2011 5:04 am
C.tesi Tem. 30, 2011 11:57 pm
Çarş. Şub. 02, 2011 5:45 pm
Ptsi Nis. 13, 2009 10:40 am
Ptsi Nis. 13, 2009 10:34 am
Ptsi Nis. 13, 2009 10:21 am
Ptsi Nis. 13, 2009 10:11 am
Ptsi Nis. 13, 2009 10:03 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:59 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:30 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:27 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:25 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:23 am

Paylaş | 
 

 Bedevi Arabın hikayesi ile tasavvuf

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
cüdaa
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 32
Kayıt tarihi : 07/02/09

MesajKonu: Bedevi Arabın hikayesi ile tasavvuf   C.tesi Nis. 04, 2009 4:39 pm

Meşhur hikayedir: Bedevi Arap, problemini arz etmek üzere emirin huzuruna çıkacak. Fakat Sultana eli boş gitmek uygun olmadığı için bir de hediye götürmesi gerekiyor. Ne yapsın bedevi, ne götürsün? Çölde vahalarda birikmiş, üzerinde sineklerin dolaştığı suları toplayıp kırbasına doldurur. Bedevî aradığını bulmuştur. Hediye olarak çölde 70 derece sıcakta çok az bulunan sudan daha güzel ne olabilir?

Kırbasını doldurur, mutlu bir şekilde emirin kapısına varır. Ne götürüyor? Su. En güzel şey. Daha ne olsun! Sonra sarayın önüne varınca bir de ne görsün? Emirin kapısının önünden Dicle akıyor. Dibinde rengarenk balıklar, üzerinde ötüşen kuşlar. Bedevi, bir akan Dicle'ye bakar, bir kırbasındaki derleme-toplama suya, 'Yok' der kendi kendine, 'Benim kırbamdaki su, emire hediye olamaz. Çünkü emirin kapısından Dicle akıyor.' Bedevî kırbasını ters çevirip suyu boşaltır ve kırbayı boş götürür. Bedevî kırbayı boş götürdü ki dolu getirsin. Şimdi bu sembolik hikayenin bazı kelimeleri üzerinde duralım:

"Bedevî Arap" derviş olmak isteyen kişidir.

"Kırba" gönüldür.

"Kırbaya toplanılan su" ise kişinin daha önce edindiği çöpe atılması gerekli olan zahirî bilgileridir. Ehlullah'ın nazarında kuru-zâhirî bilgiler asla geçerli değildir. Önce bil, sonra bul, sonra da bildiğinle ol. Bilmek, şeriattır. Bulmak, tarikattir. Bilip bulduğunla olmak da hakikattir. Niyâzî ne buyurur:

Unutup bildiğin nâdân olmak gerek

Bezm-ü vahdette ne ilim ne alim isterler

Halim isterler, kalb-i selim isterler

Bildiklerini terk eyle, irfana erebilesin

Hak yolu belâlıdır, her kân cefalıdır

Candan ümit kes, canana erebilesin.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Bedevi Arabın hikayesi ile tasavvuf
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahiyat Forummum :: TASAVVUF :: |Menkıbeler, Kıssalar, Öykü ve Hikayeler,Tasavvufi Yazılar|-
Buraya geçin:  
EN SON PAYLAŞILAN KONULAR
Konu Yazan GöndermeTarihi
Perş. Ekim 11, 2012 2:53 pm
Çarş. Ağus. 03, 2011 5:22 am
Paz Tem. 31, 2011 5:04 am
C.tesi Tem. 30, 2011 11:57 pm
Çarş. Şub. 02, 2011 5:45 pm
Ptsi Nis. 13, 2009 10:40 am
Ptsi Nis. 13, 2009 10:34 am
Ptsi Nis. 13, 2009 10:21 am
Ptsi Nis. 13, 2009 10:11 am
Ptsi Nis. 13, 2009 10:03 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:59 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:30 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:27 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:25 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:23 am
nursungurnur@hotmail.com
Powered by phpBB © phpBB Group
Copyright © 2007 By Admin Tomurcuk & Administrator
©PhPBB
Forum kurma | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Yetkinblog.com