AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
EN SON PAYLAŞILAN KONULAR
Konu Yazan GöndermeTarihi
Perş. Ekim 11, 2012 2:53 pm
Çarş. Ağus. 03, 2011 5:22 am
Paz Tem. 31, 2011 5:04 am
C.tesi Tem. 30, 2011 11:57 pm
Çarş. Şub. 02, 2011 5:45 pm
Ptsi Nis. 13, 2009 10:40 am
Ptsi Nis. 13, 2009 10:34 am
Ptsi Nis. 13, 2009 10:21 am
Ptsi Nis. 13, 2009 10:11 am
Ptsi Nis. 13, 2009 10:03 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:59 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:30 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:27 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:25 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:23 am

Paylaş | 
 

 Büyük zatlar

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
istanbuL..
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 29
Kayıt tarihi : 07/02/09

MesajKonu: Büyük zatlar   Cuma Mart 20, 2009 9:34 pm

Büyük zatlarin büyük olmalarina bazi seyler sebep olmustur. Dostlarinin israrlari karsisinda dikkat ettikleri, prensip edindikleri hususlardan birkaçini bildirmislerdir. Bunlardan bazilarini, kiymetli eserlerden alarak yaziyoruz:

Hz. Ebu Bekir'e sordular: Allah için söyle, bu mertebeye ne ile eristin. Buyurdu ki:

Dinimi dünyaya tercih ettim. Ahiret için, Allah rizasini seçtim. Her zaman Allah'in hakkini üstün tuttum, her isimde sadece Allah'in rizasini gözettim ve bunun disina asla çikmadim.


Ayni sekilde Hz. Ömer'e (r.a) sordular. Buyurdu ki:

Allah dilerse bir kulunu aziz eder dilerse zelil eder. Bunu hiç unutmadim.


Hz. Osman'a (r.a) sordular. Buyurdu ki:

Kur'an ve Sünnete uydum. Allah'in her seyime vakif oldugunu hiç unutmadim.


Hz. Ali (r.a) de buyurdu ki:

Cihad ile eristim. 30 yil mücahede kilici ile ve hasyet zirhiyla ve vera kalkani ile, taat ve ibadet oku ile, gönül kapisinda oturdum. Allah'in rizasindan baska hiçbir seyi, gönlüme koymadim, hatirima getirmedim.


Hz. Lokman (a.s) buyurdu ki:

Emanete riayet, dogru söylemek ve malayaniyi [faydasiz sözü] terk edip, bana gerekmeyeni birakmakla bu dereceye kavustum.

Hz. Musa (a.s), Hz. Hizir'a, (Ledün ilmine nasil kavustun?) diye sordu.

O da, Günah islememeye sabretmekle dedi. Kavmi, Hz. Musa'ya, (Allahü teâlâ neden razi ise, onu yapalim) dediler.

Vahiy geldi: (Benden razi olursaniz, sizden razi olurum.) Allah'tan razi olan, Onun emirlerine uyar ve yasaklarindan kaçarak onun takdirine razi olur, böylece yüksek derecelere kavusur.


Imam-i Ebu Yusuf'un oglu ölünce, talebesine, Defin isini siz yapin. Ben hocamin [imam-i a'zam Ebu Hanife hazretlerinin] dersine gidiyorum dedi. Kendisini vefatindan sonra rüyada Cennette muhtesem bir hayat sürerken gördüler. Bu ne ihtisam, nasil kavustun dediler.

O da, Ilme, ilim ögrenmeye ve ögretmeye olan sevgim ile buyurdu.


Hz. Musa (a.s) , Peygamber efendimizin (s.a.v) sahip oldugu makamlardan birinin nurunu görünce, bayilacak hâle geldi, Resulullahin bu dereceye nasil yükseldigini sordu. Hak teâlâ buyurdu ki:

(Yüksek ahlaki sayesinde bu dereceye kavustu. Bu ahlak isardir. Ya Musa, ömründe bir kere isar edene, isar ahlaki ile bana kavusana hesap sormaktan hayâ ederim.) [Isar, muhtaç oldugu bir seyi kendi kullanmayip, muhtaç olana vermektir.]


Hadis-i serifte buyuruldu ki:
(Kiyamette, sorgusuz sualsiz uçarak Cennete gidenlere melekler, (Bu derece nasil kavustunuz) dediler. "Iki hasletimiz vardi. Yalniz iken de günah islemeye utanirdik ve Allahü teâlânin verdigi az rizka razi olurduk" dediler.) [Ibni Hibban]


Bayezid-i Bistami hazretleri de, Her yerde Allahü teâlânin gördügünü ve bildigini düsünüp, edebe riayet etmekle bu dereceye kavustum buyurdu.

Hz. Musa (a.s) , salih bir zata imrenip, kim oldugu sorunca, Hak teâlâ buyurdu ki: (Bu zat, su üç amel ile bu dereceye ulasti: Hiç haset etmedi, ana-babasina asi olmadi ve söz tasimadi.)


Bahaeddin-i Buhari hazretlerine bu dereceye nasil kavustun diye sordular, Resulullah efendimize tâbi olmakla buyurdu.


Alaaddin-i Attar hazretleri de buyurdu ki:

Hocam Bahaeddin-i Buhari'nin bana tek nasihati vardi: "Alaaddin beni taklit et" buyurmustu. Bunu yaptim. Onu taklit ettigim her hususta onun aslina kavustum.


Ebü'l-Abbâs-i Mürsi hazretleri sohbetlerinde hep; "Hocam Ebül-Hasan-i sâzili buyurdu ki, Hocam söyle anlatti" seklinde söze baslar, hep hocasindan nakiller yapardi. Bir gün biri; "Hep hocanizdan nakil yapiyorsunuz. Hiç kendinizden bir sey söylemiyorsunuz" demesi üzerine buyurdu ki:

Ben evden bir sey getirmedim. Ne kazanmissam dergahta kazandim. Hocamdan ögrendiklerimi "Allahü teâlâ buyurdu ki, Resulü buyurdu ki" veya "Ben diyorum ki" diyerek pek çok sey anlatabilirim. Ama bütün bunlari ögrenmeme, bu dereceye yükselmeme vesile, olan hocama karsi edebe riayet ederek, hep hocamdan naklederek konusuyorum. Uygun olan da budur.

Hocasindan bahsetmeyen, hep ben diye konusan kimsede hayir yoktur. En iyi âlim, kendinden söyleyen ve kendine baglayan degil, nakleden, vasita olandir. Dinimiz nakil dinidir. Iman ibadet bilgileri kiyamete kadar aynidir, degismez. Nakleden aziz, nakilsiz konusan rezil olur.


Süfyan-i Sevri hazretleri haramlardan ve süpheli seylerden kaçanlarin basinda gelirdi. Edep ve tevazuda benzeri azdi.


Dostlarindan biri kendisini rüyada görüp, Cennette nurdan kanatlarla uçtugunu gördü. "Bu dereceye nasil kavustun?" dedi. Dine uymakta çok hassas davranmakla buyurdu.


Seyyid Abdülkadir Geylani hazretleri, "Bu ise basladiginizda, temeli ne üzerine attiniz? Hangi ameli esas aldiniz da böyle yüksek dereceye ulastiniz?" diye soranlara buyurdu ki:

Temeli dogruluk üzerine attim. Hiç yalan söylemedim. Içim ile disim bir oldu. Bunun için islerim hep rast gitti.


Habib-i Râi hazretleri, agaç çanagini bir tasin altina tutar, biri bal, biri süt olmak üzere iki çesme akmaya baslardi. Oradakiler bu kerameti görünce, Bu dereceye ne ile kavustun dediler.

Muhammed aleyhisselama uymakla buyurdu ve devam etti: Hz. Musa'nin kavmi kendisine karsi olduklari halde hâre tasi onlara su verdi. Derecesi Hz. Musa'dan yüksek olan Resulullaha uyduktan sonra tas niye süt ve bal vermesin ki?


Bisr-i Hâfi hazretleri anlatir:

Rüyamda Resulullahi (s.a.v) gördüm, bana (Allahü teâlânin seni neden üstün kildigini biliyor musun?) buyurdu. Ben hayir deyince, (Sünnetime tâbi olman, salihlere hizmet etmen, din kardeslerine nasihat etmen, Ehl-i beytimi ve Eshabimi sevmen sebebiyle bu dereceye kavustun) buyurdu.


Râbia-i Adviyye hazretlerinin tevekkülü o dereceye ulasmisti ki;

(Gök tunç olsa, yer demir kesilse, gökten bir damla yagmur düsmese, yerden bir bitki bitmese ve dünyadaki bütün insanlar benim çocugum olsa, Allahü teâlâya yemin ederim ki onlara nasil bakacagim düsüncesi kalbime gelmez. Çünkü, Allahü teâlâ hepsinin rizkini verecegini bildirmis ve üzerine almistir) derdi. "Bu yüksek derecelere ne ile kavustun?" dediklerinde; Beni ilgilendirmeyen her seyi terk ve ebedi olanin yani Allahü teâlânin dostlugunu istemekle buyurdu.

Allah (c.c) cümlesinden razi olsun...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Büyük zatlar
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahiyat Forummum :: TASAVVUF :: |Menkıbeler, Kıssalar, Öykü ve Hikayeler,Tasavvufi Yazılar|-
Buraya geçin:  
EN SON PAYLAŞILAN KONULAR
Konu Yazan GöndermeTarihi
Perş. Ekim 11, 2012 2:53 pm
Çarş. Ağus. 03, 2011 5:22 am
Paz Tem. 31, 2011 5:04 am
C.tesi Tem. 30, 2011 11:57 pm
Çarş. Şub. 02, 2011 5:45 pm
Ptsi Nis. 13, 2009 10:40 am
Ptsi Nis. 13, 2009 10:34 am
Ptsi Nis. 13, 2009 10:21 am
Ptsi Nis. 13, 2009 10:11 am
Ptsi Nis. 13, 2009 10:03 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:59 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:30 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:27 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:25 am
Ptsi Nis. 13, 2009 9:23 am
nursungurnur@hotmail.com
Powered by phpBB © phpBB Group
Copyright © 2007 By Admin Tomurcuk & Administrator
©PhPBB
Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Yetkinblog